21 Nisan 2020 Salı
19 Nisan 2020 Pazar
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARINA 16 FARKLI OYUN - VİDEO
*Çocuk oyunlarını evinizdeki malzemeleri kullanarak kolayca hazırlayabilir ve çocuklarınızın sağlıklı gelismelerine ve eğlenmelerini sağlayabilirsiniz.
1.Delikten Top Düşürme
2.El Göz Koordinasyonu Oyunu
3. Bardak Hareket Ettirme
4. Abeslang Dizme Oyunu
5. Tırtıl Yürütme Oyunu
6. Kapaklara Misket Koyma Oyunu
7. Renkli Top Eşleştirme Oyunu
8. Şişeden Top Çıkartma Oyunu
9. Eşleştirme- Okul Öncesi Kodlama Oyunu
10. Yumurta Renk Eşleştirme Oyunu
11. Misket Denge Oyunu
12. Sayılara Göre Bardak Dizme Oyunu
13. Mandallarla Denge Oyunu
14. Mandal Yollarla Top İlerletme
15. Misket Yuvarlama Oyunu
16. Rakam Eşleştirme Oyunu
14 Nisan 2020 Salı
YAŞ GRUPLARINA GÖRE OYUN ETKİNLİKLERİ
0-6 Yaş
Bu bölümde okul öncesi dönemdeki farklı yaş ve özellikteki çocuklara yönelik oyun etkinlikleri ele alınmıştır. Konular işlenirken bebeğin doğumundan başlanarak ilkokula başlayacağı dönem kadar olan kısmı içeren yaşlar için oyun etkinliklerinden bahsedilmiştir. Sonraki bölümde ise ilkokul, ortaokul ve lise döneminde bulunan çocuklarda farklı yaş ve özellikteki çocuklara yönelik oyun etkinliklerine yer verilmiştir.
Okul öncesi dönem çocukları 0-3 ve 3-6 yaş olmak üzere iki gruba ayrılabilir. 0-3 yaş aralığındaki kısım genellikle evde veya kreş adı da verilen gündüz bakımevlerinde vakit geçirirken, 3-6 yaş aralığındakiler ise evde ya da okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim alabilir. Genel olarak 0-3 yaş ile 3-6 yaş arasındaki temel farklar duyuların keskinleştirilmesi-geliştirilmesi, basitlik-karmaşıklık ile kolaylık-zorluk gibi kavramlarla ilişkilidir. Oyun etkinlikleri tasarlanırken çocukların yaş ve gelişim özellikleri göz önünde bulundurularak basitten başlayıp karmaşığa doğru, kolaydan başlayıp zora doğru, bilinenden başlayıp bilinmeyene doğru bir hiyerarşi izlenmelidir.
Çocuk büyüdükçe öğrendiği ve oynadığı oyun sayısı artar. Dolayısıyla büyüme ve gelişme sürecinde birikimli bir süreç içerisinde önceki öğrenmelerin de kullanıldığı geniş bir faaliyet havuzu oluşur. Bu artış ergenlik sonuna kadar devam etse de, ergenlik sonrası oyuna ayrılan zamanda azalış meydana gelir. Bu durumun altında yatan neden olarak birçok husus sayılabilir. Bunlardan başlıcaları;
Akademik becerilerin daha fazla önemsenmesi
Genç yetişkinliğe ait yeni sorumluluklar
Toplumsal kalıp yargılar
Ayıplanma endişesi
Çocukça davranma yaftalanma endişesi
Bu konulara sonraki bölümde daha ayrıntılı yer verilmiştir.
Sıfır-Üç (0-3) Yaş
Bebekler (7-8 aya kadar) genellikle yatar pozisyonda oldukları için pasif konumdadırlar. Bu pasif olma durumu beş duyu organı ile ilgili oyunların oynatılmasına engel değildir. Bilakis çocuğun tüm duyu organlarını geliştirmeye yönelik oyunlar dengeli bir şekilde oynatılmalıdır. Bu sayede çocukların gelişim sürecine bütüncül bir şekilde katkı sağlanmış olur.
Çocuklarla yapılacak oyun etkinliklerinde zorlama yerine meraklandırıcı ve eğlenceli öğelere yer verilmelidir. Bu oyunlardan bazıları ve geliştirilebilecek duyular şu şekilde sıralanabilir:
Ceee oyunu ile görsel bütünlük ve algılama oyunları,
Bip bip, düüüt oyunu, sesi takip etme oyunu (parmak şıklatma) ile işitsel algı ve dikkat oyunları,
Sarkaç oyunu ile kollar ve bacakların geliştirildiği dokunsal oyunlar,
Limonlu yüz buruşturma oyunu ile tat farkındalığı oyunu,
Çiçek koklama oyunu ile koku algılama ve farkındalığı oyunları
Bu dönemin ilk aylarında, tatma ve koklama ile ilgili oyunlar bebeğin gelişimine uygun olmayabilir. Yukarıda bu iki unsurla ilgili olarak verilen örnekler, bebeklikten çocukluğa geçiş sürecinde rahatlıkla oynatılabilir. Bebekler (7-8 aydan yürüyünceye kadar) oturma ve emekleme ile birlikte çevredeki uyaranları merak etme ve onlara ulaşmaya çalışma isteğiyle daha fazla hareket eder ve tepki verir. Bu dönemde oynatılabilecek oyunlara şu örnekler verilebilir:
Sürünme oyunu, yuvarlanma oyunu
Uçak geliyor oyunu
Hayvan sesleri oyunu (miyavlama, havlama), araç sesleri oyunu
Meyve koklamaca oyunu,
Saklambaç, yarısını saklama oyunu
Bebeklerin çoğu 1-2 yaş arasında yürümeye başlayarak çevreyi keşfetme, karıştırma, eşyaları kullanmaya çalışma (manipüle etme) gibi eylemleri sanki profesyonel bir iş gibi gerçekleştirir. Adeta işiyle bütünleşmişçesine bir sahiplenme içindedir. Bu nedenle engel olmak yerine bu durum fırsata çevrilerek oyunlaştırılmalıdır. Bununla ilgili verilebilecek bazı örnekler şu şekildedir:
Nesne saklama oyunu
Ses farkındalığı oyunu, ses ayırt etme oyunları
Nesneleri koklama oyunu
Vücut bölümlerini bilme oyunu (burnuna dokun, kulağını göster)
Tadına bakma oyunu (turşunun tadına bakma gibi)
Bu dönemde 2-3 yaş aralığındaki çocukların, artık başta evdeki tüm eşyalar ve kişiler olmak üzere çevresiyle etkileşim düzeyi giderek artmıştır. Ailesindeki diğer bireylerin rollerini model alarak, onlara ait iş ve davranışları kendi oyunlarına yansıtabileceği gibi, bu konularla ilgili hayali oyunlar da oluşturabilir. Ayrıca evde evcil hayvan bulunuyorsa onunla vakit geçirme, kendince konuşma, onu taklit etme gibi farklı oyunlar oynayabilir. Merak ve araştırma isteği bu etkileşimin artmasında çok önemli bir faktördür. Bahsedilen durumlara örnek olarak şu oyunlar sayılabilir:
Diş fırçalama oyunu, süpürme oyunu
Araba sürme oyunu, bebek uyutma oyunu
Eşyaları düzenleme oyunu (çekmece), ayakkabı deneme oyunu
Yemek yapma oyunu, yaprak toplama oyunu
Miyavvvv kaç fare kaç oyunu
Üç-Altı (3-6) Yaş
Bu dönem okul öncesi dönemin ikinci yarısı olan ve okul öncesi eğitim kurumlarına devam edilebilecek dönemdir. Bu dönemde artık çocukların anne-baba, ya da bakıcıya bağımlılığı azalmakta, tuvalet de dahil olmak üzere kendi temizliğini yapabilmektedir. Bu bağımlılık azalma durumunun sonucu olarak benlik gelişimine bağlı olarak kendi oyunlarını oluşturup kendine yeni bir dünya kurgulayacak düzeye gelmiştir.
3-4 yaş arasındaki çocuklar artık evin dışına daha fazla çıkmak, çevreyi keşfetmek, farklı oyun alanları bulmak ve farklı sosyal ortamlarda bulunarak oyunlar oynamak ister. Bu dönemde çocukların ve diğer insanların yanında bulunur fakat tek başına oynamaktan hoşlanır. Sözel etkileşim olsa da birlikte oynama, paylaşma ve işbirliği yapma genellikle görülmez. Bu dönemde oynanabilecek bazı oyunlara şu örnekler verilebilir:
Bebek giydirme oyunu
Salıncak, kaydırak
Misafirlikte oynanan oyunlar
Kum havuzunda oyun, banyo oyunları
Alışveriş oyunu, market arabasında oyun
4-5 yaş arasındaki çocuklar akranlarıyla daha fazla sosyal etkileşime girmeye başlar. Genellikle sosyal becerilerle ilgili oyunlar oynamaya, evde daha fazla yetişkin rolleriyle ilgili oyunlar oynamaya ve hayali oyunlar oynamaya ağırlık verir. Benmerkezcilikten az da olsa uzaklaşma başladığından paylaşma, yardımlaşma, birlikte oynama gibi durumlar görülebilir. Ancak henüz işbirliği yapma, kurallara uyma içeren oyunlara genellikle rastlanmaz. Ancak 3-5 yaş aralığındaki çocuklardan herhangi bir eğitim kurumuna devam eden çocukların, kurallara ve yapılandırılmış oyunlara adaptasyonunun daha kolay olduğu söylenebilir. Bu yaşlarda görülebilecek oyunlar şu şekilde örneklendirilebilir:
Grup oyunları
Evcilik oyunu
Meslek oyunları
Hayali arkadaş oyunu
5-6 yaş arasındaki çocuklar genellikle yapılandırılmış oyunlar oynayan, kurallı oyunların yapısını anlayan, önceki dönemlere göre sosyal becerileri daha gelişmiş ve fiziksel aktivite düzeyi yüksek bir durumdadır. Oyunlarında artık benmerkezci bakış açısını büyük ölçüde azaltmıştır. Bu dönemde çoğunlukla okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklar belli bir program dâhilinde kavram temelli oyunlarla bilgi, beceri ve tutumlarını geliştirebilir. Bu dönemde oynanabilecek bazı oyunlar şöyle sıralanabilir.
Öğrenme merkezi oyunlarından fen merkezinde rüzgar gülü oyunu
Sınıf dışı oyunlardan bahçede yerden yüksek oyunu
Yaşam becerileri oyunlarından ayakkabı giyme oyunu, çorabını bulma oyunu
Kurallı oyunlardan yarışmalar, sandalye kapmaca oyunu
Sosyal oyunlardan işbirlikli ve paylaşımlı oyunlar
Sportif oyunlardan jimnastik ve egzersiz oyunları
OYUN ETKİNLİKLERİNDE UYARLAMA
Uyarlama genel olarak oluşturulan bir şablonun farklı kişiler veya durumlara uygun hale getirilmesi olarak tanımlanabilir. Diğer bilim dallarında olduğu gibi eğitim bilimleri alanında da yapılacak programlar, verilecek dersler, gerçekleştirilecek etkinliklerde hedef kitlenin farklı özelliklerine göre uyarlama gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum öncelikle bireysel farklılıklar, daha sonra bireyin özel gereksinimli olup olmaması ve öğrenme tarzlarıyla ilişkilidir. Eğitimde beklenen çıktıların elde edilebilmesi için, ezber veya düz bir uygulamalardan ziyade yukarıda bahsedilen gerekçeler nedeniyle uyarlamalara mutlaka yer verilmelidir.
Bireysel farklılıklar ve ilgiler çocukların bir oyunla ilgili düşünce ve tutumlarını etkileyerek bakış açılarını oluşturur. Öğretmenler ise başka alternatifler geliştirmemişse farklı özelliklere sahip çocuklarının aynı oyuna karşı dikkatlerini çekmek durumunda kalabilir. Bu tür durumlarda öğretmenlerin her çocuğun farklılıklarını, bireysel özelliklerini tespit ederek aynı oyunu farklı çocuklara uyarlaması gerekecektir.
Özel gereksinimli çocuklara yönelik yapılacak uyarlamalar, çocuğun engel türüne göre yapıldığı gibi; aynı engel türünün kendi içinde de ağırlık derecesine, yaş ve gelişim özelliklerine göre yapılmalıdır. Hafif derecede zihinsel engeli olan çocukların oynayabildiği altı parçalı yap-bozun orta derecede zihinsel engeli olan çocuklara üç parçalı olarak sunulması bu tür bir uyarlamaya örnek olarak verilebilir.
Uyarlama daha önce söylendiği gibi sadece özel gereksinimli çocuklara yönelik yapılan bir işlem değildir. Bir başka uyarlama çeşidi olarak normal gelişim gösteren çocuklar arasında farklı özelliklerine göre yapılabilecek uyarlamadan söz edilebilir. Bu farklı özellikler çocukların öğrenme sitilleri olabildiği gibi yaşları, ilgi, istek ve ihtiyaçları ile duygusal durumları da olabilir. Ayrıca normal gelişim gösteren çocuklara göre hazırlanmış etkinlikler, bu grubun içinde bulunan özel gereksinimli kaynaştırma öğrencisine de uyarlanmalıdır. Renk kavramının verileceği bir oyun planlayan öğretmenin normal gelişim gösteren çocukları için dört renk kombinasyonu olan bir oyun oynatırken, zihinsel engelli kaynaştırma öğrencisi için renk sayısını ikiye düşürmesi bu duruma örnek bir uyarlamadır.
Uyarlama için herhangi bir yaşı beklemek doğru değildir. Uyarlama her yaş ve özellikteki bireyler için gerçekleştirilebilir. Örneğin bebeklik çağında engel türü tespit edilen çocuklar için ilgili duyu ve becerilerin keskinleştirilmesi veya bu becerilere dayalı yardım sağlanmasına yönelik uyarlamalar yapılmalıdır.
Uyarlama yapılırken; dikkat edilecek hususlar
Çocuğun yaşı
Engelin türü
Engelin derecesi
Bireysel özellik, ilgi, istek ve ihtiyaçlar
Oyun tekniğinin çocuğa uygunluğu
Uygun oyun materyali
Çocuğun Yaşı: Uyarlamada en fazla dikkat edilmesi gerek durumlardan biridir. Özellikle küçük yaşlarda bireysel farklılıklar ve gelişim özellikleri aylara varıncaya kadar çok farklı olabilmektedir. Bu nedenle aynı oyunun kolaylık-zorluğu, basitlik-karmaşıklığı gibi özellikler başta olmak üzere yaşa göre düzenlenmelidir.
Engelin Türü: Özel gereksinim, yalnızca tek türden oluşan bir durum değildir. Birçok çeşidi olan engellilik, her engel türünün farklı özelliklerine göre uyarlama yapılmasını gerektirmektedir.
Engelin Derecesi: Aynı engel grubundaki çocuklar aynı ağırlık derecesinde olmayabilir. Genellikle hafif, orta ve ağır olmak üzere üçe ayrılan bu derecelendirmelerdeki çocukların öğrenme düzeyi ve hızı arasında oldukça önemli farklılıklar vardır. Her engel grubunun kendi içindeki derecelendirmesine göre uyarlama yapılmalıdır.
Bireysel Özellik, İlgi, İstek ve İhtiyaçlar: Eğitimde motivasyon esastır. Her bireyin içinde bulunduğu şartlar farklı olduğu için motivasyonunu etkileyen faktörlerde de çeşitlilik mevcuttur. Çocukların güdülenmesi için ilgi, istek ve ihtiyaçlarının tespit edilerek buna göre uyarlamalar yapılması gerekmektedir.
Oyun Tekniğinin Çocuğa Uygunluğu: Her çocuğun öğrenme tarzı farklı olabileceği için çocukların tarzlarına uygun oyunlar oynatılması dolayısıyla oyun teknikleri içinde öğrenme tarzına göre bir tercihte bulunulması gerekir.
Uygun Oyun Materyali: Oyun uyarlanırken hedef kitlede bulunan çocukların özelliklerine uygun oyun materyalleri de tercih edilmelidir. Hedef kitle içindeki farklı çocuklar için de ayrıca oyun materyali uyarlaması yapılmalıdır.
Uyarlama ile özel gereksinimli bir çocuk için kolaylaştırılan ve/veya basitleştirilen oyunun sonucunda ilgili amaç ve hedeflere ulaşılması halinde, durum değerlendirilerek oyun bir seviye daha karmaşık ve/veya zor olarak yeniden uyarlanmalıdır. Örneğin; zihinsel engelli bir çocukla nesne saklama oyunu oynarken iki farklı nesne ile gerçekleştirilen süreç sonunda çocuk sorunsuz bir şekilde saklanan nesneyi ya da farklılaşmayı gösterebiliyorsa, nesne sayısı üçe çıkarılmalıdır. Bu şekilde oyun bir seviye karmaşıklaştırılmış olur. Başka bir örnekte hafif derecede işitme engelli bir çocuktan, dinletilen hayvan sesinin üç görselden hangisine ait olduğunu bilmesi istenir. Oyun birkaç kez tekrarlandıktan sonra çocuk, ilgili görselleri sorunsuz gösterebiliyorsa ses düzeyi azaltılarak oyun zorlaştırılır. Görsel sayısı da arttırılarak karmaşıklaştırılır.
Okul öncesi dönem çocuklarının özel gereksinimli çocuklar ile ilgili farkındalık düzeyi artırılarak uyarlamaya destek vermeleri sağlanabilir. Bu duruma genel olarak akran desteği denilebilir. İlkokul, ortaokul ve lise döneminde müfredatlarda, beden eğitimi dersi ve yöntem olarak kullana öğretmenler haricinde oyuna yer verilmediğinden, özel gereksinimli öğrencilere yönelik uyarlama için gerekli şartlar oluşmamaktadır. Beden Eğitimi derslerinde öğretmenler bireysel olarak özel gereksinimli çocuklar için uyarlama yapmalıdır.
ÖĞRENME STİLİNE GÖRE OYUN ETKİNLİKLERİ
İster normal gelişim gösteren ister özel gereksinimli ister davranış problemleri olan bireyler olsun tüm insanlar aynı öğrenme tarzına sahip değildir. Farklılıklarından kaynaklanan bu özellikleriyle hedef kitle olan çocukları tanıyarak onların kendi öğrenme sitiline uygun oyunlar oynatılmalıdır. Gruptaki çocuk sayısı arttıkça öğrenme sitillerinin sayısı da artabileceğinden, grubun homojenliğini sağlamak zorlaşmaktadır. Bu nedenle öğretmenin, gruba tek bir öğrenme tarzı ile eğitim vermesi uygun değildir.
Başlıca öğrenme sitilleri;
Görsel Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
İşitsel Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Motor Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Sosyal Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Okul öncesi dönemde eğitim oyun temelli olarak planlandığından çocuklara oynatılacak oyunlar yoluyla öğrenme sitilleri tespit edilebilir. Çocukların sevdiği, katılmaktan keyif aldığı ve hatta bu oyunu oynayalım önerisini getirdiği oyunlar, çocuğun öğrenme sitiliyle ilgili kuvvetli ipuçları verir. İlk haftalardan itibaren öğretmenin dikkatli gözlemi ve öğrenme tarzları ile ilgili teorik bilgilerin birleştirilmesi sonucu ortaya çıkarılabilir.
İlkokul, ortaokul ve lise dönemlerinde müfredatlarda beden eğitimi dersi dışında oyuna yer verilmemektedir. Bu nedenle çocukların teneffüslerde grup halinde veya bireysel olarak oynadıkları oyunlarda herhangi bir eğitsel ve sistemli yapılandırma söz konusu değildir. Bu oyunlar genellikle çocukların doğaçlama olarak başlattıkları ve sürdürdükleri kısa süreli bilindik oyunlardır. Çocuklar bu dönemde öğrenme isteklerinden bağımsız bir şekilde, başka bir ifadeyle herhangi bir öğrenme amacı gütmeden, oyunlarında farkında olmadan kendi öğrenme tarzına uygun oyunları tercih eder.
Eğitsel yapılandırmanın yapıldığı beden eğitimi derslerinde öğrencilerin öğrenme tarzlarının belirlenmesi ve bu yönde oyun ve spor branşlarına yönlendirme yapılması gerekmektedir. Özellikle ileri yaşlarda profesyonel sporcu yetiştirilebilmesi için bu tespit ve yönlendirmeler son derece önemlidir.
9.1.1. Görsel Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Bireyin daha önce karşılaşmadığı bir bilgiyi öğrenme sürecinde, bilginin hafızaya alınması, kalıcı hale getirilmesi ve gerektiğinde kullanılması için görsel uyaranlarla etkileşimin ön planda olduğu öğrenme tarzıdır. Bu öğrenme tarzına sahip bireylerin gözlem gücü diğer duyularının önündedir. Dikkat becerileri yüksek düzeydedir. Bu öğrenme tarzına sahip bireyler görsel uyaranları, akranlarına ve diğer kişilere göre daha hızlı ve ayrıntılı olarak fark eder.
Algı düzeylerindeki yükseklik, görsel uyaranların oyun ve oyun materyallerine dönüştürülmesinde etkilidir. Bu nedenle bu öğrenme tarzına sahip çocuklara gözlem becerileri, görsel uyaran çeşitliliği, dikkat gerektiren unsurlar ile bunlarla ilgili oyun materyallerinin sıkça yer verildiği oyunlar oynatılmalıdır. Buradan bu tür öğrenme tarzına sahip çocuklara diğer becerilere yönelik oyunlar oynatılmaması veya diğer öğrenme tarzına sahip çocuklara bu tür oyunların oynatılmaması gerektiği anlaşılmamalıdır.
Bu tür öğrenme tarzına sahip çocuklara oynatılabilecek oyun türleri ile bu türlere ait örnekler aşağıda verilmiştir.
Blok merkezinde yap-boz bloklarıyla oyun
Dramatik oyunlardan terzi ve mağazacılık oyunu
Kukla oyunlarından ipli kukla oyunu
Öğretmenin model olduğu parmak oyunu
9.1.2. İşitsel Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Bireyin daha önce karşılaşmadığı bir bilgiyi öğrenme sürecinde, bilginin hafızaya alınması, kalıcı hale getirilmesi ve gerektiğinde kullanılması için işitsel uyaranlarla etkileşimin ön planda olduğu öğrenme tarzıdır. Bu öğrenme tarzına sahip bireylere herhangi bir nesne, durum veya olayın işitsel yolla aktarılması öğrenmedeki kalıcılığı artırır. Ayrıca ritmik örüntülerin bulunduğu oyunlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu öğrenme tarzındaki çocuklar oyunlarında anlatılanları ve duyduklarını anlama konusunda akranlarına göre daha ileri beceriye sahiptir. Seslerin kaynağının tespiti, ayırt edilmesi, algılanması ve taklit edilmesi, manipüle edilmesi ve amaca uygun kullanılması gibi beceriler bu öğrenme tarzına sahip çocuklarda baskın unsurlardır. Ayrıca müzikal etkinlikler yoluyla motivasyonları artırılmaya son derce uygundur. Bununla birlikte her ne kadar doğru bir yöntem olmadığı konusunda tartışmalar olsa da, çocuğun kendi öğrenme tarzını oluşturduğu ve müzik dinlerken ders çalıştığı durumlar da bu öğrenme tarzına örnek olarak gösterilebilir.
Bu tür öğrenme tarzına sahip çocuklara oynatılabilecek oyun türleri ile bu türlere ait örnekler aşağıda verilmiştir.
Müzikli oyunlardan kırmızı balık, yağ satarım oyunu
Sözel (dile dayalı) oyunlardan tekerleme, bilmece oyunu
Ses ve yansıma oyunlarından öt kuşum öt oyunu
Hayali oyunlardan hikâye tamamlama oyunu, müziğe söz uydurma oyunu
9.1.3. Motor Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Bireyin daha önce karşılaşmadığı bir bilgiyi öğrenme sürecinde, bilginin hafızaya alınması, kalıcı hale getirilmesi ve gerektiğinde kullanılması için hareket ve dokunsal uyaranlarla etkileşimin ön planda olduğu öğrenme tarzıdır. Bu öğrenme tarzına sahip bireylerin öğrenmelerini yaparak yaşayarak gerçekleştirmesi kalıcılığı artırır. Dokunsal oyun materyallerinin bu öğrenme tarzına sahip çocuklar üzerinde önemli etkileri bulunabilir.
Bu öğrenme tarzına sahip çocuklar büyük ve küçük kas becerilerine hizmet eden hareketlerle oluşturulmuş oyunlardan daha çok öğrenebilirler. Harekete dayalı becerilerden atlama, zıplama, sıçrama, koşma, yuvarlanma gibi becerilerin yanında sıkma, bastırma, yoğurma çekme, tutma, itme gibi dokunsal becerilerin bulunduğu oyunlardan hoşlanırlar. Bedensel enerjilerinin doğru bir şekilde boşaltılması için bu tür oyunların sıklıkla kullanılması hem çocuk hem de çevresindeki yetişkinler açısından oldukça faydalıdır.
Bu tür öğrenme tarzına sahip çocuklara oynatılabilecek oyun türleri ile bu türlere ait örnekler aşağıda verilmiştir.
Hareketli oyunlardan koşmaca, ebelemece oyunları
Taklidi oyunlardan kurbağa dansı, ayı yürüyüşü, ördek yürüyüşü oyunları
Hareketli yarışmalardan çuval yarışı, top sektirme, sandalye kapmaca oyunları
Gerçek oyunlardan duvar boyama, sınıf süpürme oyunları
9.1.4. Sosyal Becerilerin Yoğun Olduğu Öğrenme Tarzı
Bireyin daha önce karşılaşmadığı bir bilgiyi öğrenme sürecinde, bilginin hafızaya alınması, kalıcı hale getirilmesi ve gerektiğinde kullanılması için sosyal unsurlarla etkileşimin ön planda olduğu öğrenme tarzıdır. Başka bir ifadeyle, bireyin diğer bireyler ile etkileşime girmesinin öğrenmesine daha fazla katkı sağlaması durumudur. Birey başka insanlarla etkileşim halindeyken onu sadece gözlemekle kalmaz; izler, taklit eder, konuşur, soru sorar, cevap verir, tartışır ve diğer sosyal etkileşim boyutlarını gerçekleştirebilir. Diğer öğrenme tarzlarında ise bu çeşitlilik mevcut değildir. Bu öğrenme tarzı Bandura’nın sosyal öğrenme kuramıyla yakından ilişkilidir.
Bu öğrenme tarzına sahip bireyler için akran öğrenimi, yetişkin desteği, mentörlük ve eğitim koçluğu gibi işbirlikli ortamların sağlanması öğrenmenin kalıcılığını artırır. Sosyal becerilerin yoğun olduğu oyunlar bu öğrenme tarzına sahip çocuklarda daha fazla kullanılmalıdır. Bireysel oyunlardan daha çok grup ve takım oyunlarına yer verilmesi ve bu oyunlarda rekabet, işbirliği, sosyal değerler gibi kavramların işlenmesi gerekir.
Bu tür öğrenme tarzına sahip çocuklara oynatılabilecek oyun türleri ile bu türlere ait örnekler aşağıda verilmiştir.
İşbirliği ve rekabete dayalı oyunlardan mendil kapmaca
Fırsat oyunları kapsamındaki oyunlar
Dramatik oyunlardan pazarcılık oyunu
FARKLI YAŞ VE ÖZELLİKTEKİ ÇOCUKLARA YÖNELİK OYUN ETKİNLİKLERİ
Bebekler ve çocukların ilk eğitim ortamı ailedir. Çocuklar daha sonra kreş, anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise seviyesinde eğitim almaktadır. Farklı öğretim seviyelerinde genellikle yaşa dayalı bir sınıflama bulunurken bunun yanında özel gereksinimi olan çocuklar ile farklı davranış problemleri görülen çocuklar için de ayrıca veya destek mahiyetinde eğitimler bulunmaktadır.
Bireysel farklılıklar kategorize edilemeyecek kadar geniştir, çünkü her birey tektir ve özeldir. Ancak belli standartlar oluşturabilmek için kategorizasyon gereksinimi vardır. Bu amaçla çok genel de olsa insanlar şu şekilde üç kategoriye ayrılabilir:
Özel gereksinimli bireyler
Normal gelişim gösteren bireyler
Davranış bozukluğu olan bireyler
Birinci kategoride bulunan ve farklılıkları açıkça görülebilen bireylerin bu durumunu ifade etmek için toplumların gelişmişlik düzeyine göre farklı adlandırmalar yapılmaktadır. Aynı toplumda da bilinç düzeyine göre farklı zamanlarda farklı tabirler de kullanılabilmektedir. Sakat, mağdur, özürlü, engelli, özel gereksinimli gibi ifadeler değişse de bakış açısı değişmediği ve farkındalık düzeyi artmadığı müddetçe psikososyal olarak zarar görecek bireyler bu kategorinin kapsamına girmektedir.
Özel gereksinimli bireylerde erken teşhisle önce bireysel eğitim planı sonra kaynaştırma planı yapılmalıdır. Kaynaştırma öğrencilerinin hassasiyetleri doğrultusunda ders veya etkinlikte yapılan ve o kişinin öğrenmesine katkı sağlayan düzenlemelere uyarlama denir. Halihazırda bilinen oyunlar kaynaştırma öğrencisinin de bulunduğu bir gruba uyarlanırken dikkat edilmesi gereken temel noktalar, özel gereksinimli bireyin onayı, eğlenmesi ve akran desteğinin istenmesidir.
İster özel gereksinimli ister normal gelişim gösteren bir çocuk olsun, anne karnından ilkokul başlangıcına kadar alınan eğitim okul öncesi eğitim kapsamına girer. Bu dönemde her çocuk evde, sokakta, parkta, okulda dolayısıyla hayatını geçirdiği tüm mekanlarda oyun oynama ihtiyacı duyar.
Oynanacak oyunlar ile ilgili olarak;
“Sadece şu şekilde oynanabilir
Sadece şurada oynanabilir
Sadece şu materyallerle oynanabilir
Sadece şu konularla ilgili oynanabilir
Sadece şu zamanlarda oynanabilir”
şeklinde hiçbir kısıtlamaya gidilemez. Dolayısıyla içeriği, zamanı ve oynanabileceği yeri sınırsız, yeni yöntem ve teknikler geliştirilebilen bir alandan bahsedilmektedir. Oyun bu yönüyle de her zaman gelişime açıktır.
6 Nisan 2020 Pazartesi
ANNE BABALARA ÖNERİLER
• Çocuğa oyun için uygun ortamın ve yeterli sağlanması gerekir. Bunun için
evin bir köşesi, bir odası, evin bahçesi, oyun parkları kullanılabilir. Arkadaşları ile oyun
oynayabileceği ortamlar sağlayabilirsiniz.
• Oyun oynayan çocuğun oyunu birden bire kesilmemeli, oyununu tamamlaması için
önceden bilgi verilmelidir.
• Oyuncakların hepsini bir kutuya doldurmak yerine, oyuncaklar özelliklerine göre
gruplandırılmalıdır. Çocuğun aynı düzeni sağlaması istenmelidir.
• Benzer oyuncaklardan çok fazla almak yerine, çocuğun farklı oyunlar kurabileceği çok
amaçlı oyuncaklar tercih edilmelidir.
• Oyuncak alırken çocuğun seçmesine izin verilmelidir. Her hangi bir nedenle çocuğun
seçtiği oyuncak alınamıyorsa nedeni çocuğa açıklanmalıdır.
• Oyuncak alırken farklı gelişim alanlarına hitap etmesine dikkat edilmelidir.
• Oyuncakların mutlaka satın alınması gerekmez, çocuğunuz ile birlikte çeşitli oyuncaklar
yapabilirsiniz.
• Çocuğunuzun oynadığı oyuncaklara ilgisi azaldığı zaman bir süre ortadan kaldırıp daha
sonra tekrar ortaya çıkarabilirsiniz.
• Çocuğunuzla karşılıklı oturarak, sadece çocuğunuz ve oynadığınız oyunla ilgilenerek
oyunlar oynayınız.
• Çocuğunuzla oyun oynayarak ona yaklaşma ve duygularını tanıma imkanı bulabilirsiniz.
Oyun çocukla iletişim kurmanın en etkili yoludur. Çocuğunuzla ileri yıllarda iyi bir
iletişiminiz olsun istiyorsanız onunla oyun oynayarak özel zamanlar paylaşınız.
Çocuklara Oyuncak Almak
*Bazen anne-babalar, gerek çocuklarının başarısını takdir etmek için, gerekse çocuklarına ‘hayır’ diyemedikleri için çocuklarına birçok oyuncak alabilmektedir. Önemli olan çocuğun ne kadar oyuncağa sahip olduğu değil, sahip olduğu oyuncak ile ne kadar doyurucu bir şekilde oynayabildiğidir. Evdeki makarnalar, mercimekler, kağıttan yapılan uçaklar, gemiler de çocuğun zevkle oynayabileceği oyuncaklar olabilir. Aileler oyuncak seçimini ne kadar maddiyata dökerlerse çocuğun mülkiyet algısının oturması da o kadar güçleşir. Çocuğun önüne konan birçok oyuncak, dikkat süresini kısaltabileceği gibi ‘doyumsuz’ olmasına da sebebiyet vermektedir. Çocuğa, önündeki oyuncaklardan bir tanesini seçmesi, seçtiği oyuncak ile oynadıktan sonra diğer oyuncağa geçmesine fırsat verilmesi, çocuğun dikkatini bir oyuncakta toplamasına yardım edeceği gibi kurallı oynamasını da teşvik edecektir.
*Çocuğa özgürce dağıtabileceği, düzenleyebileceği, oyuncakları boyuna uygun yerleştirebileceği rafların bulunduğu bir oyun odası hazırlamak, bu odanın sorumluluğunun kendisine verilerek sorumluluk duygusu kazanması, aynı zamanda odanın düzeninden sorumlu olan çocuğun organizasyon becerisinin gelişmesi sağlanacaktır.
*Oyunu çocuk eğitimin bir parçası yapmak, çocuğun öğrenmekten zevk almasını sağlar. Aksi takdirde, çocuğu oyundan alıkoyarak, esnetilmemiş kurallarla bir şeyler öğretmeye çalışmak çocuğu öğrenmekten soğutur. Oyunu boşa harcanan zaman olarak görmemek, oyunun çocuk ile bütünleşen bir etkinlik olduğunun farkına varmak, anne-babaların sorumluluğudur.
*Çocuk etkinlikleri ve oyun, bazı ebeveynler için vücuttaki fazla enerjinin boşaltımı olarak görülse de aslında bundan çok daha fazlasıdır. Oyun sayesinde çocuk kimsenin öğretemeyeceği konuları kendisi oyun içerisinde deneyimleyerek öğrenme fırsatı bulur. Etraftan duyduklarını, doğru ya da yanlış olup olmadığını bilmediği davranışları oyun aracılığı ile sınayıp tecrübe eder ve tecrübelerini pekiştirerek kendisine yeni yaşamsal bilgiler kazandırır. Oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır.
*Garry Landreth’ın da dediği gibi “Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oynar.” Oyunun çocuğun en temel yaşamsal ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
Anne Babalar Oyunu Çocuk Eğitimi İçin Nasıl Kullanabilirler?
Anne-baba, çocuğun en yakın oyun arkadaşıdır. Günlük iletişim dışında anne-baba ve çocuk arasında çocuk aktiviteleri ile daha güçlü bir iletişim oluşur. Aynı zamanda, anne-babalar oyun aracılığı ile çocuklarına temel alışkanlıkları, genel sorumluluk ve kuralları öğretme fırsatı yakalamaktadır. Çocuğa doğrudan “Tuvaletini yaptıktan sonra sifonu çekmeyi unutma!”, “Tuvalete girdikten sonra elini yıkaman gerekir.” demektense, oyun içerisinde oyuncak bebekler üzerinden çocuğa bu alışkanlıkları kazandırmak daha kolay olacaktır.
OYUN ÇOCUKLARA NELERİ KAZANDIRIR?
Oyun oynama, özellikle koşma, atlama, tırmanma, sürünme gibi fiziksel güç gerektiren
oyunlar çocuğun solunum, dolaşım, sindirim ve boşaltım sistemlerinin düzenli çalışmasını sağlar.
Vücuttaki fazla yağların yakılması, kasların güçlenmesi, iç salgı bezlerinin daha düzenli çalışması
fiziksel büyümede çok önemlidir. Bu nedenle çocukların açık ve temiz havada hareketli oyun
oynamalarına fırsat verilmelidir. Dışarıda oynanan bu tür hareketli oyunlar çocukların vücutlarını
daha koordineli kullanmalarında etkilidir. Böylelikle düz yolda düşmeleri azalır, merdiven inip
çıkarken vücutlarına daha hakim olurlar.
Çocuklar su, kum, çamur, hamur gibi materyallerle oynayarak, çizme, boyama, kesme
yaparak el parmak kaslarını geliştirirler. Bu becerileri yapabilmeleri için el-göz
koordinasyonlarının gelişmiş olması gerekmektedir. İlkokul birinci sınıfta kalem tutarak yazı
yazması beklenen çocuğun öncelikle bol bol el parmak kaslarını geliştirecek oyunlar oynaması
gerekmektedir.
Oyun sosyal bir etkinliktir. Dolayısıyla her oyunun çocuğun sosyal gelişiminde olumlu
etkileri vardır. Çocuk oyunları içerisinde sosyal gelişim açısından en zengin içeriğe sahip oyunlar
hayali oyunlardır. Örneğin evcilik oynarken çocuklar anne, baba, çocuk veya abla, abi gibi roller alırlar. Aldıkları bu rolleri oynayabilmeleri için çevrelerinde gözledikleri bu karakterlerin
davranışlarını taklit ederler. Alışverişe giderler, çamaşır yıkar, asar, ütüler, arabayı tamir ederler.
Bu oyunlarda çocuklar cinsiyetlerine uygun roller seçerler ve rollerini öğrenirler. Birbirleriyle
iletişim kurmayı, problem durumları birlikte çözmeyi öğrenirler. Doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve
kötüyü, güzeli ve çirkini ayırt ederler. “Günaydın, iyi günler, teşekkür ederim” gibi sözel ifadeleri
kullanırlar.
Hayali oyunlarda duygularını yansıtırlar. Evcilik oyununda bir çocuk bebeğini uyuturken
veya yemek yedirirken annesinden ya da babasından gördüğü davranışları sergiler. Eğer
çocuğunuz bu oyunlarda farklı davranışlar sergiliyorsa ve duygularını ifade ediyorsa problem bir
durum olup olmadığını fark edebilirsiniz.
Oyun Oynamanın Çocuklar İçin Önemi
Çocuk, hayatına katkıda bulunabilecek birçok davranışı ve bilgiyi oyun yoluyla öğrenir. Ebeveynler nasıl ki çocuklarının beslenme, barınma, dinlenme gibi temel ihtiyaçlarını gideriyorlarsa, oyun da çocuk gelişimi için gerekli bir ihtiyaçtır. Oyun, çocuğun kendini ifade etmede, yeteneklerini keşfetmede, motor becerilerini geliştirmede, zihinsel, duygusal ve dil gelişimini sağlamada en etkili yöntemdir. Oyun, çocuğun dilidir. Henüz konuşamayan, kendini ifade edemeyen, ihtiyaçlarını dile getiremeyen bir çocuk oyun aracılığı ile içsel motivasyonunu dışa yansıtır.
1 Nisan 2020 Çarşamba
Çocuk Gelişimi İçin Oyuncakların Etkisi
Çocuğu hayata hazırlayan oyunun en temel parçası olan oyuncak seçimi de çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimi ve çocuk eğitimi açısından önem taşımaktadır. Çocuğun belli yetileri kazanması oyun, dolayısıyla oyuncak sayesindedir. Oyuncak, çocuğun kaslarını, motor becerilerini geliştirmeli, hayal gücünü genişletmeli, çözüm odaklı yaklaşmasına yardımcı olmalıdır. Oyuncak seçiminde çocuğun yaşı en belirleyici kriterdir. Yaş ilerledikçe çocuğun oyuncak yerine koyabileceği araçlar da artmaktadır. Yeni doğan bir bebeğin ilk oyuncağı kendi bedeni ve çevresinde en çok görmeye alıştığı annesidir. Çocuk, belli hareketleri tekrar ederek ve çevredeki nesneleri elleyerek nesnelerin işlevlerini öğrenmeye çalışır. İki yaşından sonrasında yoğun olarak taklit gözlemlenir. Yaşamsal olayları taklit sonucu deneyimleyen çocuk sosyal bir birey haline gelir. Aynı zamanda yaş kriteri çocuğun ne oynayacağının dışında nasıl ve kimle oynayacağını da belirler. Örneğin, iki- üç yaşlarında, çocuğun etrafında çocuklar olsa bile tek başına oynadığı, etrafındakileri izlese bile başkalarının oyununa katılmadığı görülür, buna paralel oyun denir. Üç yaşından sonra ise çocuğun etrafındaki çocuklarla iletişim kurduğu, oyuncaklarını paylaşmaya başladığı, dört yaşlarındaki çocuğun ise artık hayal gücünü ortaya koyarak evcilik, doktorculuk gibi daha düş ürünü oyunlara yöneldiği, işbirlikçi bir şekilde oynadığı görülür. Çocuk beş-altı yaşına geldiğinde, oyunları belli kurallar üzerine kurduğu, lider ya da takipçi yönünü oyunla birlikte ortaya çıkardığı göze çarpar.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

